Bu aralar Ankara'ya fırtına vurdu. Herkesin hayatlarına, hiç de beklemedikleri yerlerden, düşünmedikleri sonuçları doğuracak şekilde ağır fırtınalar.
Anlatıyorum, dostlar dinliyor. Enteresan geliyor çünkü. Bana da enteresan geliyor. Sanki bunları asla yaşamazdım, sanki rahatsız edici bir filmin başrolüyüm gibi. Çaresiz, cahil, utangaç bir başrol. Sonra benim filmim bitiyor.
O'nunki başlıyor. O da anlatıyor. Anlatmanın birincil koşulu aynı anda ağlamak. Koşullar eksik olmasın hep sağlanıyor. Bu sefer o alıyor bizi eskilere götürüyor. Onun şu an yaşadığı şeyler dinleyenleri-yani bizi- , ya da izleyenleri-yani yine bizi-, açmak istemedikleri fotoğrafların başında bulduruyor. Hislerini anlatıyor. O tarif ettiği hissi duyduğun ana dönüp, onu tekrar yaşıyorsun.
Bugün ben ve O anlattık sadece. Devamı gelmesin isterim. Pek ümidim olmasa da...
There there baby it's just textbook stuff
It's in the A,B,C of growing up...
p.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
?
YanıtlaSilkarşında mağduru görmek öyle zor ki. sen sanık oluyorsun ister istemez. kimse ceza vermemiş ya bir de sana, her şey daha da zorlaşıyor..
YanıtlaSil