Bugün penceresiz çatı katındaki son gecemizdi.
Unutmamak istediğim bir geceydi. Somut bir anlamı yoktu hatta oldukça beter bir haldeydi. Diğer ba

şka akşamlar gibi kahkaha sesleri duyulmuyordu bu gece. Ağlamıyorduk da (eve girdiğine inandığımız anofele rağmen). Ama mahzun gibiydik. Bir şeyleri geride bırakan insanların mahzunluğu... Çılgın bir erasmus fanı olduğumdan değil de bir daha bu yaşta bu evde bu insanlarla olmayacak olmanın mahzunluğu... Koştuğumun farkında olmadığım onca yaşımdan sonra durulduğuma inandığım ve huzurlu olduğum bu evden şimdi gidiyorum. Dünyanın en saçma yataklarından "dökülelim su gibi yar eline..." danslarıyla uyanmayacağız artık. Sarhoş gecelerde "tchiki tchiki" şarkılarıyla bu kat inlemeyecek. Karşılıklı sofanın iki yanında otururken hiç konuşmayıp msnde birbirimize bişiler yazdığımız o garip zamanlar da gene bu evde kalacak.
Ama biz gene güzel olacağız.
Hasretle beklediğim o şehire ve onu bu kdr özlenesi kılan insanlara kavuşacağım.
Ama Orayı özlediğim onca zamandan sonra şimdi burayı özleyecek olma düşüncesi sadece çok garip!